İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Şiir
  3. Şiir Ruhun Acısıdır – Kıvırcıktan Acılar

Şiir Ruhun Acısıdır – Kıvırcıktan Acılar

Küçük Bir Ceviz Meselesi

Dünyanın merkezi olmuş keşkeler
Bazen bir gezgin oluyorum,
Yarım kalmış hayatları geziyorum.
Bazen bir öğrenci oluyorum,
Tecrübeli acı hayatları dinliyorum.
Bazen bir öğretmen oluyorum,
Devamsızlığı arşa çıkmış ruhuma ders veriyorum.
Bazen bir aşık oluyorum,
Amansız dalgalara doğru yüzmek istiyorum.
Bazen iyi birisi oluyorum,
Dünyaya çiçek satıyor, kedilere selam veriyorum.
Bazen bir mezar oluyorum,
Mezarlığın ortasında bir güneş gibi.
Bazen bir mezarlık oluyorum,
Ruhum dayanmıyor bu kadar hüzne.
Bazen bir çocuk oluyorum,
Yalan, ben hiç çocuk olmadım.
Bazen her şey oluyorum,
Yalan, hiç bir zaman kendin olamıyorsun.
Ruhumun içinde ölü bir balık var.
Çünkü kimse bir balığa üzülmezdi.
Yalan, ben üzülürdüm.
Küçük ruhum dünyayı kaldıramıyor,
Kaç kilo çekiyor yirmi bir yıl?
Ben bazı geceler ağlarım!
Yalan, erkekler ağlamaz.. Hadi oradan!
Kadınlar hep ağlar, çok konuşurlar.
Yalan, en güzel kadınlar güler.
Ben hiç bir zaman yalan söylemem!
Hadi oradan, sen de bir insansın.
En çok beni sevdi.
Yalan, sen hep ikincisin.
Ben okulda başarılıyım!
Yalan, ikinci oldun.
Ben sporda başarılıyım!
Yalan, ikinci oldun.
Ben abimi çok seviyorum!
Yalan, sevdiğine inanıyorsun.
Benim hayatım çok güzel,
Yalan, senin bir hayatın yok.
Ben çok seviyorum!
Yalan, orantısız sevgi kendine ihanettir.
Benim sürüyle arkadaşım var!
Yalan, sürünün başındaki sen değilsin.
Ben ölmek istiyorum!
Yalan, sen içindekileri öldürmek istiyorsun.
Ben çok acı çekiyorum,
acıların ruhumda geziyor.
Ben çok yalnızım,
Yalnızlık tercihtir sebebine güveniyorum.
Beni çok üzdüler,
İnsanın yaratılma amacı, üzmek ve üzülmekten ibaret değil mi?
Bir çocuk öldü,
Yanlış, bir çocuk ve sen öldün.
Bir çocuk üşüdü,
Senin güneşin söndü.
Birisi köpeğe vurdu,
Sen de ona vurdun.
Birisi banka soydu,
Sen hiç bir zaman kolay para yemedin.
Çok zenginim,
Çünkü zenginlik vermekle ölçülür.
Çok fakirim,
Çünkü dert edinmeye küçük yaşta başladın.
Sen kimsin?
Ben senin içindeki senim.
Sen bensen, ben kimim?
Sen benim dışımdaki sensin.
Bunları kim yazıyor?
Sen yazıyorsun.
Bunları ben mi cevaplıyorum?
Sanırım ortak kararımız.
Ortak bir karar alacaksak neden soruyorum?
Çünkü sen de merak ediyorsun,
Neyi merak ediyorum?
Gerçek kendini.
Gerçek kendim nasıl birisi?
Öldü.
Helva?
Fıstıklı.
Neden cevizli değil?
Kilosu pahalı.
Nasıl öldü,
Kalp krizi.
Kalbi var mıydı?
Senin şu an yok mu?
Bilmem içimde ki sensin sen söyle.
Çok sigara dumanı buralar göremiyorum.
Cesedini ne zaman buldular?
Bulduklarında ortada cesedi tanımlayan bir şey kalmamış haldeydi.
Gerçek kötü bir şey mi?
Bazı gerçekler acıtır, acıtmasaydı burada olur muydun?
Acıtan bir gerçek mi yoksa, mutlu edecek bir yalan mı?
İkisi de acıtır.
Ne zaman öleceğim?
Gerçeğini bulduğunda.
Sen nerden biliyorsun?
Gerçek benim.
Bulmuş sayılmaz mıyım?
İyi denemeydi, tekrar deneyin.
Sen neden mutlusun?
Sen neden mutsuzsun?
Gerçekler acıtıyor.
Gerçeğini bulamadın öyleyse.
Ne zaman bulacağım?
Ne zaman değil, bulabilecek misin?
Çok sıktı bu konuşma.
Sigarayı az iç!
İçimde olan sensin, sen düşün.
Mentollü içme yeter.
Neden?
Gözlerimi yakıyor.
Emin ol içimdeki ben, bu dünyayı görmek istemezsin.
Yalan, görmek istediğin gibi bakıyorsun.
Başlama yine, seni sessize alıyorum.
Son bir şey diyeceği…
Hayır demeyeceksin.

Sessize aldım her şeyi, sen konuşabilesin diye. Konuş güzelim. 80 milyon yalnız ve bir aşık insan seni dinliyor.

Ş. Ç.

Bağırış Telaşı Şiiri

Nasıl bir şiir yazılır ki ihanet adına?
Hangi kelimeyi hak eder, hangi nokta tamamlar ki onu?
Bu yüzdendir, insanları yarım bırakması.
Nereye gidersem peşimden geliyor ihanet.
Noktamı çalıyor, kendini tamamlarken beni yarım bırakıyor.

İhanet bulaşıcıdır, insanlardan uzak durun.
Sessizlik, ihanet oldu, bağırıyor.
Sessizler, bağıranlardan daha iyi anlaşılırlar.
o yüzden bağırmadan, susmanı bekliyorum.

Yavaş Şiiri

Yavaş yavaş yürüyorum boşlukta,
Uyanıp kızmasınlar diye.
Yavaş yavaş ölüyorum köşede,
Duvara toprak atmasınlar diye.

Yavaş yavaş ölürken anlıyoruz,
Evrenin bir kafese sığdığını.
Yavaş yavaş ölüyoruz,
Tüm öldürdüklerimizin ışığında.

Özgür değiliz balıklar kadar,
Odaya anca sığmış okyanus.
Özgür ölmek lazım köşemizde.
Çocuklar toprağın üstünde kalsın diye.

Tanrının sabrı son raddede.
Mahşere bırakmadı teraziyi.
İyilikte eşit, kötülükte.
Bir çocuk mezarının üstünde.

Olmaz Şiiri

Koydum başımı dizlerime,
usul usul ağlıyorum.
Dünyanın ortasında derdimi dağlıyorum.

Yazdılar yüzyıllarca, ölü ruhlar adına.
Çizdiler asırlarca, manzaranın resmini.
Küstüler insanlar, söyle neyin adına?
Astılar kendilerini, bir insanlık adına.

Bir çocuk öldü, tam ortada dururken.
Toprak attı insanlık, kameralar çekerken.
Toprağın altında, azap çeker kötüler.
Toprağın üstündekine, kötü demek olur mu?

Yıllar geçti kendinden, bir çocuk aklımla.
Hicret geldi kapıma, bir meyveyi soyarken.
Ağlarım dizlerime, sürünenler adına.
görmediler bunları, nicelerin adına.

Takvim Şiiri

Emekledim, dizlerimi kanatarak.
Yürüdüm, dikenlerin arasında.
7 takvim değişti evde,
Bir parkın ortasında,
Kara tarihte takılı kaldım.

Öldürdüm bir bankta güven kavramını.
Sustum, içimde öldüresi bir nefretle.
Uçtum, kanatlarım yara almışken.
Düştüm bir mezarlığın ortasına.

Ölüler canlandı birden,
Ya da ben ölmüştüm.
En koyu tonuyla,
Bir tarih boyadı takvimin yapraklarını.

Ardı ardına sıralandı güvensizlikler,
Kara takvimin önünde durmak için,
Geleceği yazmak uğruna,
En açık tonuyla girdi hayatıma.

Beyaz kalemi siyaha değince kirlendi,
Biraz da o karaladı takvimi.
Güçsüzlüğümle boğuşurken,
Vicdanım olmasa kırardım kalemini.

Dizlerimin üstünde başlarken hayata,
Şiiri olmayan insanlar,
Bir temiz sayfada öldürdü,
Güzel olan her şeyi.

Çift Dizelik Gözyaşı Şiiri

Şiirler geçer gözlerinden,
Boğulur içimde sevdam.
Değerken kelimelerin gönlüme,
Kulaklarım işitmez dünyayı.
Biraz daha kör olurum dışarıya,
Bir çiçektir güzelliğin,
Çocuk mezarının üstünde.
Yersiz ve zamansız…

Değmesin kelimeler gönlüme,
Kalp yolu kurulmadıysa.
Değmesin yürekler bir birine,
Sevgiden emin olunmadıysa..

Büyüdüm Ben Şiiri

Büyüdüm artık,
Ağlamıyorum geçmişin derdine
Gülmüyorum insanlığın haline
Ölmüyorum her iç çekişimde
Güvenmiyorum bir çift göze
Yalnızlık sardı dörte üçümü
Ne de çoksun bu azınlıkta
Ne bir gülüş yansıması
Ne bir göz damlası
Büyüdüm ben,
Bu çocuk kalbimin dörte üçünde
Ve ölüyorum ben,
Bu koca dünyanın üçte biriyle…

Büyürken mi yoruldum yoksa yorulduğum için mi büyüdüm? Neyse bunu düşünmek için çok yorgunum.

Ş.Ç.
Yorum Yap

Yazar Hakkında

Yorum Yap