İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Edebiyat
  3. Beyaz Zambaklar Ülkesinde Kitap İncelemesi

Beyaz Zambaklar Ülkesinde Kitap İncelemesi

BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE – GRIGORY PETROV

Bir dönemler Atatürk’ün mutlaka okul müfredatlarına konulmasını istediği, ismi bataklıklar ülkesi anlmına gelen ülke Suomi -daha bilinen adıyla Finlandiya- halkının yaşamlarını yenileme sürecine Grigory Petrov gözüyle tanık olduğumuz Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitap incelemesiyle sizinle birlikteyiz. Kitap genel bir ifadeyle Finlandiya’nın Rusya hakimiyetine girmesiyle başlayan yenilenme, gelişme ve yükselme sürecini bizlere aktarıyor. Hadi gelin bu kitabın derinlikerine doğru birlikte bir göz atalım.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitap incelemesi | Kitabın giriş sayfalarında şöyle bir bölüm bulunmakta:

“Bir büyüteç düşünün, özel yöntemle yapılmış olup, bu sayede dağınık güneş ışınlarını aynı noktada toplayabilmektedir. Sonuçta binlerce güneş ışınının enerjisinin odaklandığı tek bir nokta ortaya çıkar. Halkın içinden çıkan her büyük şahsiyet yakıcı güce sahip birer büyüteçtir. Bu büyüteç halkının en güçlü yönlerini ve zekasını kendi kişiliğinde birleştirerek, hem kendi halkını hem de diğer halkları temsil eden milyonlarca insanı ateşlemektedir. Fakat gökyüzü bulutluysa ve atmosferde hiç güneş ışığı yoksa, hiçbir büyüteç kar tanelerini eritmeye ve bir damla suyu ısıtmaya muktedir olmayacaktır.”

Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitap incelemesi

Tam da bu bölüm aslına bakarsanız Finlandiya’nın geçmişinin karanlık olmasında ve şimdiki gelişiminde en önemli etkeni gözler önüne seriyor: Halk.

Halkın sahip olduğu özellikler nelerdir, zekası – bilgisi ne durumdadır, kendini geliştirmek için bir çaba sarf ediyor mu ya da sadece bulunduğu durumdan şikayet edip duran ama hiç çaba sergilemeyen bir topluluk mu? İşte bu sorulara verilen yanıtlarda halk neyse ülkenin kendisi de gelişmişlik düzeyi de bununla doğru orantılıdır. Halkın doğru yolu bulmasıysa halkı oluşturan insanların en başında kendilerini düzeltmek adına bir adım atmasından geçer. Kitapta sıkça adını duyacağımız Snelman da bunu farkındaydı.

Finlandiya uzunca bir süre İsveç hakimiyeti altında bulundu. Yöneticileri , doktorları, hakimi kısacası herkes İsveçlilerden oluşmaktaydı ve bu İsveç yönetimi Fin halkını küçümsemekte , onları değersiz birer varlık olarak görmekteydi. Fin halkı , İsveçliler ile aynı hak ve özgürlüklere sahip olmasına rağmen ekonomik ve manevi açıdan İsveç etkisi altındaydılar ve dolayısıyla bu durum onların gelişimini olumsuz yönden etkliyordu. Eğitim düzeyleri oldukça düşük hastalıklı bir halk durumuna gelmiştiler.

Ancak 1808 yılında Rusya ve İsveç arasında yaşanan savaş neticesinde tüm bu durum değişti. Finlandiya kendi hak, özgürlük ve yönetimine sahip olarak Rusya ile birleşti. İşte tam da bu dönemde Snelman ve Snelman gibi durumun farkında olan kişiler Fin halkına yol gösterme görevini üstlendiler. Çeşitli köy ve bölgelerde, öğretmenlere, doktorlara, din adamlarına yöneticilere kısacası herkese yönelik konferanslar düzenlemeye başladılar. Bu konferansların genel amacı halkın -Snelman’ın tabiriyle- vereme yakalanmış ruhunun, düşüncelerinin, iradelerinin farkına varmalarını sağlamak ve yeniden güçlenmek, gelişmek için halka motivasyon vermek, onları heveslendirmek, içlerinde bir ışığın yanmasına sebep olmaktı.

Verilen bu konferanslar zamanla filizlerini göstermeye başladı. Halk en başında okuma ve öğrenme isteğiyle dolup taştı. Yaptıkların işleri örneğin; çiftçi, doktor, tatlıcı, ayakkabıcı bunları halkın yararına nasıl dokunacağını düşünerek geliştirmeye çalıştılar. Doktorlar hastalıkların her yeri kapladığı köylerde halkı iyileştirmek, sağlıklarına nasıl dikkat edecekleri konularında bilgilendirmek amacıyla çalıştı.Ebeveynlere konferans verilerek aile ilişkilerinin nasıl oması gerektiği , çocuklarının eğer bilgili iyi birer insan olmalarını istiyorlarsa nasıl eğitmeleri gerektiği konsunda yol gösterildi. Genç yaşta askere gitmek zorunda olanlar için kışlaların birer eğitim yuvası olması için çalışmalar yapıldı. Pek çok yeni okullar açıldı. Bunlar gibi birçok örneğe, bu örneklerin detaylarına ve verdiği sonuçlara kitabı okuyarak erişebilirsiniz.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabı elbetteki verdiği örneklerle sadece Fin halkını temsil etmiyor. Genele baktığımız zaman anlattığı sorunlar dünyanın dört bir yanında mevcut. O yüzdendir ki her bireyin kim olduğu fark etmeksizin öğrenci, öğretmen, anne-baba, doktor, siyasetçi herkesin mutlaka okuyup bir ders çıkartması ve gelişmek adına adım atarken kendilerine rehber edinmesi gereken bir kitap. Güzel bir ülkede , güzel bir gelecek yaşamak istiyorsanız içinde bulunduğunuz durumdan şikayet edip durmaktan vazgeçin. Bu size bir çözüm getirmeyecektir. Çünkü bulunduğunuz durum sizin eserinizdir. Okuyun! Bol bol okuyun. Kendinizi geliştirmek için öğrenin ve bu öğrendiklerinizi etrafınızdakileri güzelleştirmek, sizler gibi öğrenmeye teşvik etmek için paylaşıp onlara yol gösterin. Bilgi paylaştıkça var olur , yok olmasına izin vermeyin.

“Herkes yaşam koşullarının ağırlığından, karşılaştığı zorluklardan ve hayatın düzensizliğinden bahsedip dert yanıyo, fakat hayatı düzene sokmak ve daha yaşanılır kılmak adına kimsenin bir şeyler yaptığı yok.”

Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitap incelemesi

Fin halkından , Finlandiya’dan , eğitimden bahsetmişken herkesçe meşhur Finlandiya Eğitim Sistemi’ne bu yazıda yer vermezsek ayıp etmiş oluruz. Şimdi gelin birlikte kısaca bundan da bahsedelim.

FİNLANDİYA EĞİTİM SİSTEMİ NEDİR?

Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitap incelemesi | Finlandiya Eğitim Sistemi’nin genel amacı tüm halkın eğitilmesidir. Yaşam boyu öğrenme felsefesine göre düzenlenmiştir. Ülkenin eğitim masrafları tamamıyla devlet tarafından karşılanmaktadır. Eğitim sisteminde katı bir müfredata yer verilmemekle birlikte her öğrencinin düzeyine göre programlar ayarlanmaktadır ki ülke genelinde öğrencilerin eğitim seviyeleri birbiriyle orantılı bir şekilde ilerlemektedir. Her okul oldukça iyi eğitim sunmakta ve okullar arasında uç derecede seviye farkı bulunmamaktadır. Öğrenciler 16 yaşına kadar herhangi bir sınava tabi tutulmadıklarından dolayı herhangi bir not kaygısı yaşamadan öğrenmeye odaklanabilmektedirler. Okul ortamları, evde sahip oldukları rahat ortamda gibi hissedebilmeleri için özel olarak düzenlenmiştir. Sınıflar oldukça geniş ancak bu ortamlar eşyalar ile boğulmamıştır.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitap incelemesi | Ev ödevleri oldukça az seviyededir, öğrenmeyi okulda sağlamaya çalışmaktadırlar. Öğrenciler yürüyerek veya bisiklet ile, evi yaklaşık olarak 2 kilometreden uzak olanlar da okul otobüsleri ile okula ulaşım sağlamaktalar. Okulda bulundukları süre oldukça kısa olması sebebiyle öğrenciler kendilerine bolca vakit ayırabiliyorlar. Öğrenciler bu arta kalan vakitlerinde kış aylarında kayak gibi yaz aylarında ise koşu , yüzme gibi aktiviteleri yaparak zihin sağlıkları yanında beden sağlıklarına da oldukça dikkat ediyorlar. Daha kapsamlı bilgilere buraya tıklayarak ulaşacağınız videodan erişebilirsiniz.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabında öğrencilerin durumu hakkında geçen şu cümleyi de buraya not etmek isterim:

“Öğrencilere baktıkça insanın içi açılıyor. Bizim çocuklarda görmeye alışık olduğumuz soğuk, bitkin ve hastalıklı yüz ifadesinden eser yok. Çocuklar beyaz mantarlar gibi sağlıklı büyüyorlar ve güzel bir hamurdan özenle yapılmış gibiler.”

Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitap incelemesi

Son olarak yazıyı toparlamak gerekirse, hayatınızda bir şeylerin güzel gitmesini istiyorsanız işe kendinizi değiştirmekle başlayın. Hepimiz aynı dünyanın insanlarıyız. Birimizin ektiği çiçek hepimizde filizleniyor, paylaştığı bilgi hepimizi etkiliyor. Birine verdiğimiz zarar veyahut biri için yaptığımız güzel şey aslında dönüp dolaşıp kendimizi buluyor. Güzel bir yaşam için okuyun, öğrenin, öğretin, paylaşın. Hepimizin çabalarıyla güzel bir gelcek elbet bizimle olacak. Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabı sizlere bir rehber olsun. Keyifle okuyun, bilgiyle kalın..

Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitap incelemesi | Bu yazımızı sevdiyseniz, Satranç Kitap incelememizi de sevebilirsiniz.Teşekkürler!

Yorum Yap

Yorum Yap